
İngiltere'de İngilizce Deneyimleri » Burcu Karagöz
BURCU İLE İNGİLTEREDE İNGİLİZCE DENEYİMİ
İngilizce eğitimi almaya nasil karar verdin? Neden İngiltere?
Lise öğrenimimi yabancı dil ağırlıklı (İngilizce) bölümden bitirdim ve İngilizceyi her şeyi ile öğrenmem gerekiyordu. Okullar da yada dershaneler de öğretilen gramer yeterli değildi her şey için. Benimde İngilizce okumayı, konuşmayı, yazmayı ve dinlemeyi ilerletmem gerekiyordu. Sonuçta, meslek hayatına atıldığımda, insanlarla sadece gramer üzerinden anlaşmam imkansız olduğu için pratiğe ihtiyacım olduğunu düşünerek, İngilizceyi asıl ülkesinde yaşayarak, öğrenmeye karar verdim ve bunun için Londra'yı seçtim.
Türkiye'de İngilizce öğrenmekle, yurtdışında öğrenmek arasında ne gibi farklar var sence?
Bence çok fark var. Türkiye'de Türk öğretmenlerden Türkçe konuşarak İngilizce öğrenmekle, orada İngilizlerden "mecburen" İngilizce konuşarak öğrenmek çok farklı.
Bir kere orada tek başınıza olduğunuz için,kendi işinizi kendiniz görebilmek, başınızabir şey geldiğinde üstesinden gelebilmek için, mecburen bir an önce İngilizce öğrenmeye ve ilerletmeye çalışıyorsunuz.AmaTürkiye'de böyle bir çaba içerisine girmek zorunda olmadığımız için, çokta ciddiye almıyoruz. Ayrıca, her yerden İngilizce sözler duyuyorsunuz ve onlar bir şekilde beyninize kazınıyor.Türkiye'de dilimizi ilerletmek için İngilizce konuşmaya kalksak gösteriş olarak nitelendirilebilir.
Örneğin: Bize orada kullanılan paraları öğretmek için, önce bizi üçerli gruplara ayırdılar ve üzerinde fiyat yazan kağıtlar verip, yakınlarda bir mağazaya götürdüler ve elimizdeki paraya göre ev için mobilya almamızı söylediler. Oradaki görevlilerden de yardım istedik ve rol icabı alışveriş yaptık. Bu sayede, hem orada bulunan eşyaların, İngilizce isimlerini öğrendik, hem de para hesapları yaptık. Ayrıca grup olduğumuz için herkesin zevkini, isteğini dikkate almak zorundaydık
Seni bekleyen ilginç şeyler var miydi? Bizimle, sana ilginç gelen bir anini paylaşır mısın?
Aklıma bir anı gelmedi şuan, fakat bana farklı gelen birkaç şeyi paylaşmak isterim sizinle. Londra' yı çok farklı hayal etmiştim, fakat gördükten sonra nasıl hayal ettiğimi de unuttum:) Buraya göre birçok şey farklı tabi. Mesela duraklarda elektronik panolar var; hangi otobüsün ne zaman geleceğini gösteriyor. Trafik çok yoğun, fakat yollar otobüslere, arabalara ve bisikletlilere göre ayrıldığı için düzenli işliyor ve o yoğunluğa rağmen, çok nadir korna sesi duydum. Fakat, hiç burada daha doğrusu hayatımda, duymadığım kadar çok polis veya ambulans siren sesi duydum.
İlk gittiğim gün, havaalanında pasaport kontrolü için beklerken, bir adam görmüştüm. Sihirbazların taktığı gibi kocaman siyah bir şapkası vardı. Baştan aşağı siyah giyinmiş,ayakkabıları da dolgu topuk ve siyahtı. Upuzun bir sakalı ve yanlardan çıkmış, uzun kıvırcık saçları vardı. Bana çok ilginç gelmişti. Fakat dışarı çıkınca onlardan bir sürü olduğunu gördüm :)
Ortama uyum sağlaman ne kadar sürdü?
Uyum sağlamam yaklaşık bir hafta sürdü. Sorun benden kaynaklanıyordu, aslında. Çünkü, kendi anadilimi konuşmaya alışkın olduğum için ara sıra ağzımdan türkçe sözcükler çıkıyordu, istemeden de olsa. Yani Tarzanca konuşuyordum :)) Sürekli İngilizce, şu neydi bu neydi diye düşünmek zorunda olduğum için İngilizce'ye alışana kadar insanlara da çok fazla sokulmadım.
Bize biraz okulundan bahsedermisin ? Eğitim sistemi nasıldı? Hangi ülkelerden öğrenci yoğunluğu vardı?
İlk gün seviye tespit sınavı yapılıyor ve ona göre grubun belirleniyor. Her hafta Cuma günü öğretmenler, kendi aralarında toplanıp, öğrencilerinin sınıftaki durumlarını konuşuyorlar ve kimin grup atlaması gerektiğine karar veriyorlar.
Cuma haftanın son günü olduğu için çok fazla yüklenmiyorlar ve genellikle İngilizce film izletiyorlar, oyun oynatıyorlar veya hava güzelse sınıfça dışarıda bir şeyler yapılıyor. (parkta çimlerin üzerinde ders yapmak gibi)
Öğretmenlerin bir çoğu genç ve isimleriyle hitap edildiği için öğretmeninden çok arkadaşınmış gibi hissediyorsun. Ve bir sorunun olduğunda da rahatlıkla konuşabiliyorsun.
Her Pazartesi geçen haftanın konularından sınav yapılıyor. Sabahları gramer ve kelime üzerine, öğleden sonrada konuşma üzerine ders yapılıyor. (aslında hepsi karışık olarak yapılıyor fakat genel ayırım bu şekilde)
Her yaştan, her ülkeden insanlar,İngilizce öğrenmek için geliyor. Benim gittiğim sene İtalyanlar,Uzak Doğulular ve Türkler çoğunluktaydı. Zaten Uzak Doğulular birkaç yıllığına geliyorlar. Çok sessiz sakin, ama yardımsever insanlar.
Herkes ailesinden, arkadaşlarından uzakta olduğu için insanların yaklaşımı biraz daha farklı daha ve anlayışlı oluyorlar.
Bu okulu nasıl seçtin?
Londra'da akrabalarımız olduğu için direkt merkezde olmasına karar verdim.Optima'dan aldığım broşürde "akademik yıl" yazısını okudum ve ihtiyacım olan şeyin bu program olduğuna karar verdim. Yani kısaca Optima sayesinde diyebilirim.
Akrabalarının yanında kaldığın için konaklama konusunda sen biraz şanslıydın. Bu sana ne gibi avantajlar sağladı?
Evet gerçekten çok şanslıydım. Akrabalarımız olduğu için kalacak başka bir yer araştırmama gerek kalmadı. Amcamların yanında kaldığım için yemek yapmak, çamaşır yıkamak gibi sorunlarım olmadı. İngilizce konusunda kuzenlerimin de yardımı oldu. En küçükleri 8 yaşında olduğu için, onunla İngilizce konuşmak daha kolaydı benim için. Hem konuştukları daha basit ve yavaş, hem de hatalarım olduğunda düzeltiyordu. Aile ortamı olduğu için orada kaldığım süre daha katlanılır olmuştu. Yaptığım tek şey okula gitmek, ödev yapmak ve ders çalışmaktı.
Orada aldığın lisan eğitiminin ve yaşam deneyiminin, sana ne gibi avantajlar sağlayacağını düşünüyorsun?
Orada yaklaşık 9 ay kaldım ve bu süre zarfında Türkiye'ye hiç gelmedim. Kendime dair bir çok şey öğrendim. Mesela, bu kadar sabırlı olduğumu bilmiyordum. Artık kendimi daha iyi tanıyorum ve kendime daha çok güveniyorum ve en önemlisi nelere katlanabileceğimi biliyorum.
İşimde, bu alanda olacağı için ve sürekli bu dille yada diğer dillerle içice olacağımdan eğitimimin çok yararını göreceğim.
Eğitim ve yaşam koşulları açısından Türkiye ve İngiltere'yi karşılaştırdığında aklına gelen şeyler nelerdir?
Biz ne kadar hakkından gelemedikse de burada, yaşam daha kolay bence. Oradan Türkiye'ye tatile gelen insanlara zenginler gözüyle bakıyoruz, fakat birçoğumuz onların orada ne şartlarda çalıştığını bilmiyoruz.
Haftalık ev kiraları, yol parası vb. Ayrıca televizyon izleyebilmek için senelik belli bir miktar ödemeleri gerekiyor. BBC, reklam vermediği için ödenen o parayla, çalışanların parası veriliyormuş. Yani orada televizyon izlemek bile lüks denilebilir. Evet, insana verilen değer farklı orada kültür ve görgü farkı da var; fakat her şey dışarıdan göründüğü kadar cazip değil.
Eğitim konusuna gelince.Belki Türkiye'deki eğitim sistemi ezbere dayalı olmasa, açık ara fark atabiliriz gibi geliyor. Orada sınıfta kalmak yada karne gibi şeyler olmadığı için oturup, doğru dürüst ders çalışmıyorlar, hatta okulu da fazla ciddiye aldıklarını söyleyemem.
Üniversite'ye öğrenci alırken uyguladıkları yöntem ve kriterleri bizimkinden daha farklı. Onlarda da okulda aldıkları puanlar önemli; fakat öğrencilerine, bu önemli sınavları olduğundu okuldan 1 ay izinli sayılıyorlar ve sadece sınav günü gidip, sınavlarını olup çıkıyorlar. Sosyal ve terbiyeli bir öğrenci, olup olmadığı da çok önemli.
Okula kaç gün ve neden gelmemişler veya geç kalmışlar, herhangi bir disiplin suçu var mı yok mu vb. Bunlar çok önemli onlar için.
Türkiye'yidiğer ülkelerle kıyaslamak, ne kadar doğru bilmiyorum ama aradaki farklardan bir kaçı.
Eğitim dışındaki zamanlarını nasıl değerlendiriyordun? Farkli yerler görebilme şansın oldu mu? Okul bu konuda aktiviteler düzenliyor muydu?
Öğleden sonra da derslerim olduğu için, bütün günüm okulda geçiyordudiyebilirim. Ancak hafta sonlarıgezmeye vakit bulabiliyordum. Müzeler ücretsizdi ve hemen hemen hepsini gezme şansım oldu. Genellikle tavsiye edilen yerleri görmeye gittim. Big Ben, London Eye, Madame Tussaud, parklar,marketler, alış veriş merkezleri vb. Gezilecek bir sürü yer var. Tabi, ben gezmek için havaların düzelmesini beklediğim için hepsini son haftalarıma sıkıştırmıştım.
Okul, her Pazartesi haftalık sosyal etkinlik programlarını sınıflara dağıtıyordu. Müze gezileri... Yeni gelenlerle tanışmak için, bar oturumları... Kimsenin nereye gidileceğini bilmediği gizemli geziler.... Futbol maçları....Ve her Perşembe karaoke gecesi düzenleniyordu .
Bir de okul, her ay bunlardan ayrı bir program düzenliyordu. Sergiler, konserler, operalar, yarışlar vb. hakkında gününü ve saatini içeren programlar.
İngiltere'de Türkiye ve Türkler nasıl tanınıyor?
Okulda diğer ülkelerden gelen insanlar hakkında neler düşündüğümüzü sorarlardı. Yani önceden ne düşünüyorduk, tanıştıktan sonra düşüncelerimizde ne gibi değişiklikler olduğunu. Türklere yönelik, herhangi olumsuz bir konuşma olmadı. Bizim cana yakın, arkadaşça, güler yüzlü ve iyi insanlar olduğumuzu düşünüyorlar. Orada bizimle tanışanlar, Türkiye'de daha önce tatil yapma fırsatını yakalamış olanlar...
Vebir de şunu anlatmak istiyorum : İngiltere'de bircafe de otururken, bir kadınla tanıştım ve yarım yamalak Türkçesi ile bizimle sohbet etmeye çalıştı. 4 yıl Türkiye'de yaşamış.
Türkiye'nin her yerini gezmiş ve her yaz tatil için Türkiye'ye geliyormuş. Başta her yeri gezdiğine inanmamıştım, Fakat Eskişehir hakkında da sohbet edince gerçekten çok yer gezdiğine inandim. Anadolu Üniversitesive kampüsunu çok beğenmiş. Türkleri çok seviyor. O da çok cana yakın ve yardımsever olduğumuzu düşünüyor. Londra'ya gezmek için gelmiş, aslında Alman ve Berlin'de yaşıyormuş. Londra'mı daha güzel, yoksa Türkiye'mi diye sorduğumuzdaysa, Türkiyecevabını aldık. Açıkçası, sosyal etkinlikleri ve imkanları, çok fazla olan Londra'dan sonra insanların, Türkiye'de sıkılacağını ve fazla beğenmeyeceklerini düşünürken, iki ülkeyi de görmüş, tarafsız bir insandan, bunları duymak beni çok mutlu etti.
Peki son olarak İngilizce eğitimi için İngiltere'yi seçen kişilere, ne gibi tavsiyelerin olabilir?
İngiltere'ye gitmekle çok doğru bir karar vermiş olurlar. Orada tüm sorumluluk size ait. Aileleri yanında olmadığı için okuldan, istedikleri zaman kaytarabileceklerini düşünmesinler ve orada bulundukları her anın kıymetini bilsinler. Ücretsiz dergiler ve gazeteler oluyor haftalık. İngilizcelerini ilerletmek için onları okuyabilirler. Türklerden çok, yabancı arkadaşları tercih ederlerse, bunların da faydasını görürler. Bu süre zarfında, Türkiye'ye sık sık gelip gitmelerini tavsiye etmiyorum. Çünkü arkadaşlarımdan da biliyorum, tam İngilizceye alışmışken, buraya geliyorlar ve tekrar döndüklerinde, her şeyebaştan başlamak zorunda kalıyorlar. Ne temelli buraya dönebiliyorlar, okulları bitmediği için; ne de tamamen İngiltere'ye ve İngilizceye adapte olabiliyorlar.
 Diğer İzlenimler
|